İstanbul Sohbetleri

İstanbul Sohbetleri

83 / 100 SEO Puanı

İstanbul Sohbetleri, İstanbul’un Manevi ve Tarihi Dokusu

Hoş geldiniz safalar getirdiniz, inşallah sohbetimiz bereketli olur deyip, şöyle geçmiş zamanın dağlarına, bağlarına, güzelliklerine doğru bir yolculuğa çıkalım. Hz.Fatihten işe başlayalım, evet daha önce sohbetlerimde de söylediğim gibi dünyanın en güzel, en tarihi ve maneviyatı en zengin olan şehirlerinden birinde yani İstanbul da yaşıyoruz, dolayısıyla İstanbul hakkında da bilgilerimizin olması gerekiyor. Şimdi insan hakları diye bir söz var güzel, hayvan hakları diye bir söz var güzel, ana baba hakkı diye bir söz var güzel. Ben bunlara bir de ilavede bulunmak istiyorum. Şehir hakları var diyorum. Evet şehir hakları var, gemilere biniyoruz.

İstanbul Sohbetleri Şehir Hakları, İstanbul’un Üzerimizde Olan Hakları

İstanbul Sohbetleri; Gemilere biniyoruz, bir de şehrin üzerimizde hakkı var. Madem ki İstanbul gibi tarihi bir şehirde yaşıyoruz, ekmeğini yiyoruz, suyunu içiyoruz, öyleyse şehre karşı hakkımızı ödemek, şehrin üzerimizdeki hakkını ödememiz gerekiyor. İstanbul bizden ne istiyor? Benim tarihimi, edebiyatımı, geçmiş büyüklerimi, size kalan eserleri, havamı, suyumu bilmeniz gerekiyor. Eğer bilmezseniz beni sevmezseniz, beni sevmeyeni ben de sevmem derse İstanbul ne yapacağız? Deme ihtimali çok kuvvetli, öyleyse böyle bir sorudan kurtulmak için İstanbulu tanımak icap ediyor.

İstanbul Sohbetleri, İstanbul’u Tanımak

İstanbulu tanımak demek, İstanbul efendilerini tanımak demektir. Hiç şüpheniz olmasın değerli okurlar; İstanbulun ilk efendisi Peygamber Efendimizdir, hiç şüpheniz olmasın, hakkında hadis-i şerif var. Faydalı şeyleri tekrar etmek yine faydalıdır. Zaten Hz. Peygamberin mübarek ağzından çıkan bir söze ki biz hadis diyoruz. Yüz defa bin defa tekrar etsen, yine huzur verir, yine fayda verir. Bu Konstantiniye şehri bir gün elbette müslümanlar tarafından feth edilecektir. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu feth eden asker ne güzel askerdir. Hadisi sahih hadistir. Dört mezhepten birinin kurucusu olan Ahmet Bin Hanbelin hadis kitabında bu hadisi şerif vardır. Dolayısıyla sahih hadistir. Bu bir müjde hadisidir, İstanbulun feth edileceğini efendimiz müjdeliyor. Bu müjde tahakkuk ettimi? etti. Yani gerçekleşti mi? Evet gerçekleşti, ne zaman?

İstanbul Sohbetleri ve İstanbul’un Fethi Efendi Kelimesinin Kökeni

29 Mayıs 1453 te, öyleyse İstanbulun diğer bir adı da Mübeşşer şehirdir. Ne demek? Müjdelenmiş, muştulanmış şehirdir. Böyle Peygamber Efendimizin müjdelediği bir şehirde yaşıyoruz. Dikkat ediniz! Bu cümleden yola çıkacak olursak, İstanbulun ilk efendisi, kainatın efendisi oluyor. Bu efendi kelimesi bizim kültürümüzde o kadar önemli bir mana ifade ediyor ki; ben aciz Türkçem’le bu mananın güzelliğini anlatamam. Halbu ki bu kelime Türkçe bir kelime değildir, yunancadan dilimize geçmiş, rumca bir kelimedir. Nasıl olsa Osmanlı Yeniçeri çocuklarını, Hıristiyan çocuklarını alıp Enderunda yetiştirdikten sonra, onlar müslüman oluyorlar ve savaşlara katılıp büyük zaferler kazanıyorlar idi.

Aynen bunun gibi gayri müslimlerden bize intikal eden kelimeler alınıp müslümanlaştırılmıştır. Efendi kelimesi bunlardan biridir. Öyle yüksek bir yere çıkartmış ki ejdadımız, bu kelimeyi Efendimiz Peygamber diyoruz. Ne büyük adam manasında, ne terbiyeli, ne kibar adam anlamında efendi adam diyoruz. Erkekse beyefendi, kadınsa hanımefendi diyoruz. Hey hat, bu gün hanımefendi sözünü hanımefendiler de dahil herkes unuttu. Şimdi ileri gelen bayan, geri giden bayan, ayakları kayan, kalırsın yayan olmaz. Kullanmayın şu kelimeyi ALLAH aşkına, beyefendi, hanımefendi kullanın.

Ejdadımız karşısındaki adam çocuk bile olsa ona ya bey ya da efendi diye hitap ederdi. Osmanlılar zamanında böyleydi, bilhassa son dönemlerde medrese talebelerine hocaları hitap ederken; Tahsin efendi evladım ayağa kalk bakalım dermiş. Talebe efendi, evet adıyla söylemezdi. Efendilik çok önemli idi.

İstanbul Sohbetleri Mehmet Sayit Halit Efendi

Şimdi ikinci Mahmut devrinde, ikinci mahmut gibi sert öfkeli bir padişahın müsteşarlığını yapmış, Mehmet Sayit Halit efendi diye bir zat vardır. Bu efendi son derece otoriter, hatta devletin gizli düşmanları ile iş birliği yapmış, bir çok canlar almış, gaddar bir insandır. Günü gelipte padişah tarafından Konya’da idam edildiği zaman, devrin şairlerinden biri tarih düşürmüş. Ne kendi etti rahat, ne halka verdi huzur, yıkıldı gitti cihandan, dayansın ehli kubur demiş.

Yani dünyadakileri bıktırdı, yani ahirettekiler dayansın. Bu kadar şerli bir adam. Peki hocam böyle bir şerli adam nasıl padişahın müsteşarı oluyor. Böyle şeyler tarihte olmuş, günümüzde de olmuş. Fakat bu adam padişahı da ikna ediyor, böyle zeki bir adam. Şimdi ikinci Mahmut bozulmuş olan yeniçeri teşkilatını kaldıracak. Fakat Halit efendi kaldırılmasını istemiyor, derin devlet işlerine karışıyor, böyle tuhaf bir adam.

İstanbul sohbetleri konumuzun sonuna geldik, konunun devamını belki ilerleyen tarihlerde anlatırız inşallah.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir